Facebook

Sitemize üye olup şiir ve yazılarınızı paylaşabilirsiniz. Hemen Ücretsiz Üye Olun!

Eğitimci Yazar ve Şairler (Eyaş), içmeden aşk sarhoşu olan ve gelecek nesillere benimde bir kaç kelamım var diyenlerin sitesi.

Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Abdullah (Evdile) Goran
#1
Abdullah (Evdile) Goran


Abdullah (Evdile) Goran

LUQMAN GULDİVE

Kürt şiirinde modern tarzın başlangıcından bahsedildiği zaman akla iki isim gelir. Bunlardan biri, Kurmancî alanında yirminci yüzyıl şairlerinin öncüsü ve ustası Cegerxwîn; diğeri ise yine yirminci yüzyıl Orta Kürtçe (Kurdiya Navîn) yani Soranî şiir versiyonunun öncüsü ve ustası Abdullah (E...vdile) Goran'dır. Nasıl ki Nalî, Orta Kürtçe (Soranî) şiiri bir temele kavuşturduysa; Evdile Goran da onu modern temellere oturttuğu gibi, klasizm ve neo-klasizm'den de ayrıştırdı.
Abdullah Goran, 1904 yılında Güney Kürdistan'ın Halepçe kentinde doğdu. Önce babasından Kuran'ı okumasını öğrenir. Ardından Halepçe'de medrese eğitimine başlar. Aynı zamanda bir Osmanlı ilkokuluna da kaydını yaptıran Goran, dördüncü sınıfta okurken, Halepçe, İngilizler tarafından işgal edilir. 1919 yılında babasını kaybeden Goran, 1921 yılında ise Kerkük'te fen (teknik) eğitimine başlar.
Abdullah Goran, 1925 ile 1937 yılları arasında Halepçe'de öğretmenlik yapar ve daha sonrasında ise Kamu İşleri Bakanlığı'nda memur olarak işe başlar. Sol ve sosyalist düşünceye yakın olan Goran, 1938'den sonra anti-faşist mücadelede aktif yer alır ve Filistin'de anti-faşist yayın yapan bir radyonun Kürtçe bölümünde çalışır. 1951 yılında ise, memurluk görevinde olmasına rağmen özgürlükçü fikirlere sahip olması nedeniyle, bir bahaneyle tutuklanır ve bir yıl cezaevinde kalır. Bir yıl sonra serbest bırakılınca, Süleymaniye'de yayınlanan Jîn gazetesinde genel yayın yönetmenliği görevini üstlenir ve o dönemden itibaren de, gönüllü bir militan olarak, şiirlerinde hem komünist önderleri ve sosyalist ülkeleri över hem de Kürtlerin özgürlük mücadelesini emperyalizme karşı mücadelenin bir parçası olarak şiirlerinde işler.
1954 yılında yeniden hapis cezasına çarptırılır; bir yıl cezaevinde kaldıktan sonra bir yıl da gözetim altında tutulur. 1956 yılında serbest kalmasının ardından bu kez yönünü Bağdat'a verir. Fakat orada da yurtseverliği nedeniyle tekrar tutuklanır. Üç yıl hapis cezası alan Goran, 1958 devrimi vesilesiyle serbest kalır ve yeniden Süleymaniye'ye döner. Bir yıl sonra bir heyetle Sovyetler Birliği, Çin ve Kuzey Kore'ye gider. Dönüşünde ismi daha sonra Beyan olarak değişen Şefeq gazetesinde genel yayın yönetmenliğini üstlenir. 1960 yılında ise Bağdat Üniversitesi Edebiyat Bölümü'nün Kürtçe Kürsüsü'nde ders verir ve aynı yıl Azadî gazetesinin yayın kurulunda da yerini alır. 1962 yılında mide kanserine yakalanan Goran, Bağdat'ta bir ameliyat geçirir. Ancak, bu ameliyatla iyileşmeyince, tedavi amacıyla Moskova'ya gider; orada da üç ay tedavi olmasına rağmen durumu düzelmez. Süleymaniye'ye yeniden dönen Goran, 1962 yılının Aralık ayında hayata gözlerini yumar.

Abdullah Goran'ın şairlik yaşamı

Abdullah Goran ilk şiirlerinde klasik Kürt ve Fars şiirinden esinlenir. İlk şiiri, henüz 16 yaşındayken Pêşkewtin dergisinin 61'inci sayısında yayınlanır. 1925 ile 1938 yılları arasında ise eserlerini Jîn gazetesinde yayınlar. 
1929 yılında 'Goran' mahlasını, kendi ismi olan Abdullah Begê'ye ekler.
Dünya şiirini de iyi tanıyan ve ilk başlarda Hayyam'ın dörtlüklerini, Hafız'ın eserlerini ve Nasir Xosrow ile Arif Qezwînî'nin bazı şiirlerini Kürtçeye çeviren Abdullah Goran, klasik İngiliz şairlerinden Shelley ve kendi çağdaşı Rus şair Îvgenî Evtûçenko'nun da birer şiirinin çevirisini yapar. Fars şiirine olan ilgisi nedeniyle Mîrzadeyê Eşqî'nin bir, Abî Torabê Calî'nin de iki şiirinin çevirisini yapan Goran, modern Türk ve Arap şiirine olan ilgisinden dolayı da Nazım Hikmet, Emin Feyzi Bey, Halil Cibran ve Cemîl Sedqî Zawahî'nin şiirlerini Kürtçeye çevirir.
Görüldüğü gibi, klasik dünya, Ortadoğu ve Kürt şiirini iyi tanıyan ve modern dünya şiirini de iyi takip eden Abdullah Goran, şiirleriyle Arap, Fars ya da Türk şiirinin düzeyini aşan, tanıma ve takip etme anlamında uluslararası bir düzeye ve donanıma sahiptir. 
Fars, Arap, Türk ve uluslararası şiirden aldığı çok yönlü ilhamla oldukça başarılı bir şairlik kariyerine ulaşır. O'nun yaptığı bu başlangıç, Orta Kürtçe (Soranî) şiirinde bir dönemeç olur.
Sağlığında 'Bihûşt û Yadîgar' ve 'Firmêsk û Huner' adlı iki şiir divanını yayınlayan Goran, hayata zamansız veda edişi nedeniyle, üçüncü divanı olan 'Sirûşt û Derûn'un yayınlamasını göremedi. Eserlerinin tamamı, O'nun ölümünden oldukça uzun bir süre sonra, 1980 yılında Bağdat'ta yayınlandı.

Goran'ın şiiri: Biçim ve içeriğin militanlığı

Goran'ın şiirlerinde çokanlamlı ve soyut kelime yok veya çok azdır. Şiirlerinde Türkçe, Arapça ve Farsça yabancı kelimeler yerine ya Kürtçe karşılıklarını ya da onları anlaşılacak şekilde kullanırdı. Abdullah Goran, çokanlamlılık yerine kelimeyi yaygın kullanılan şekliyle kullanmayı tercih ederdi. Şiirlerinde bazen imgeler kullansa da, bunu şiiri daha iyi anlaşılsın diye yapardı ki; şiirdeki tüm unsurları, okuyucunun o şiiri en iyi şekilde anlayabileceği tarzda kullanmayı esas alırdı. Bu sebepten dolayı da, Kürtçe sözlü şiiri kendisine esas alırdı.
Şiirlerini sosyalist gerçekçilik çerçevesinde yazan Abdullah Goran, okuyucusunu da bu uğurda verilen mücadeleye katılmaya çağırırdı. O, Kürt halkının mücadelesi ile dünya halklarının emperyalizme karşı vermiş oldukları değişik mücadeleleri eserlerinde buluştururdu. 
Goran'ın şiirlerindeki temel amacın, vermek istenen mesajın doğrudan okuyucuya ulaştırılarak, şiirin okunmasını sağlamak olduğu çok rahat görülebilir. Şiirde kullandığı dille de, mümkün olan en geniş çevreye ulaşıp, bu yolla ortak bir düşünce oluşturmaya çalışırdı ki, bu da ancak şiirde muğlak veya çokanlamlı kelimelerin çok az tercih edilmesiyle sağlanabilirdi. Goran, şiirinin dilini halka tanıtmak için bu yolla kendisini de halka yakınlaştırıyordu. Yani, halkın sözlü şiir dilini benimseyerek, halkla şiirde yakınlaşıyordu.
Şiirin biçimi konusunda ise Goran tam bir militandı. Şiirde aruz ölçüsünü yabancı bir faktör olarak yorumlayarak, kendini klasik Kürt şiirinin kurallarından kurtardı. Yalnızca ölçü konusunda değil, klasik şiirle uzlaşmayı da reddederek, onun yerine halk şiiriyle bütünleşmeyi tercih etti. Aslında biçim ve anlamdaki bu kopuşundan dolayı O, modern Soranî (Orta Kürtçe) şiirin yaratıcısı olarak kabul edilmektedir.
İçerik anlamında ise, O, ilk kez doğrudan diğer halkların özgürlüğü üzerine şiirler yazdı ve bu konuda ilk şiiri Kore üzerineydi; sıra daha sonra Vietnam, Sovyetler ve diğerlerine geldi. 
Goran'ın Kürdistan üzerine yazdığı şiirlerinde belki de en devrimci tarzda ele aldığı konu, namus adına işlenen cinayetlerdi. Dolayısıyla, Kürdistan'da namus adına öldürülmenin kimse tarafından suç olarak görülmediği ve bu konuda kimsenin kafa yormadığı bir dönemde Goran, bir şiiriyle dikkatleri bu konuya çekmiş ve bu anlayışa ağır eleştiride bulunarak, bu toplumsal kırıma işaret etmişti. Nasıl ki, Yılmaz Güney ilk kez Yol filminde bu konuyu başarılı bir sanatsal yaratıcılıkla işlemişse, Goran da bu konuyu, ondan çok uzun bir süre önce şiir yoluyla işlemişti.
Yaşamında ve şairliğinde militan bir kişiliğe sahip olan Abdullah Goran hakkındaki bu kısa yazımızı, O'nun 'Berde Nûsêk' adlı şiirinin Kurmancî çevirisiyle sonlandıralım:

Kêlikek

Li ser axa gora min, 
wa kesê li goristanê dimeşe, 
axînek veşêre
li ser kêlikê gora min ê ji mermerê
rondikan birijîne
Li dinyaya we ya bi birqîn û xeml
Ez jî ruhek bûm
Di bedeneke pirr delal de

Weke pirpirînkekê
Ez dihatim û diçûm
Di nava kulîlkan de
Cihê naziya min dawa germ a dayika min bû
Ez rûhê bavê xwe bûm 
Navdariya çavên min î reş sirra min bû
Ew navdarî veguherî stranekê
Lê mixabin stranên şên ên xortan
Pirr neket navê ez bi jehrê xistim, 
Min serê xwe tewand da ku evînê paqij bikim
Û guneh kêfa min anî
Li ser rêya xwe ez li kurekî bawerî pê nabe, rast hatim
Bi qesem û bi sondan
Xwe weke marekî bada di nav cihên min de raza
Anora min hûr hûr kir
Piştî ku vî marî aviya xwe berda
Ew vegeriya kuna xwe...

Rûyên lavan dikin yên diya min, bavê min û ê min
Bi kêr nehatin
Wî jî bavê wî jî devjêniya me kirin
Guhê xwe li me kerr kirin
Ew kurek bû û bi ser de jî xwedî hêz bû
Li gorî adetê
Nabe ku mirov li xirabiya kirinên wî bipirse
Lê ax qederê
Ez keçek bûm, xezala girte-xaniyê jiyanê
Weke cezayê gunehê min
Bavê min ez serjê kirim...
Porê min ê tevlîhev
Di nav xwînê dabûn û ser çavên min digirtin
Ji ber vê yekê min nedît ka çawa serjêkirina min
Di dilê bavê min de veguherî kulekê
Yan jî gelo dayika min dilrehm bêyî ku şerm bike
Şîna (min) girt bi dildarî weke dayikekê
Ku keça wê ya ciwan miribe
Û gelo reş li xwe kir...

Yazıyı Kürtçe'den çeviren: Halil Dalkılıç


Kürt şairleri, hozan, helbestvan-i kurdi, newşekar; bu sayfamızda keşfedilmemiş kürt şairlerinin şiirlerini bulabilirsiniz... Kürtçe (Kürtçe: Kurdî, کوردی) helbest wi pare tıkarın bırenen.... Helbestvan û Nîvîskarén Kûrd ( Kürt Şair ve Yazarları ) 
Ara
Cevapla



Konu Açıklaması

Şu anda Abdullah (Evdile) Goran şiirini inceliyorsunuz. Abdullah (Evdile) Goran şiirini sitemizden ücretsiz ve üye olmadan okuyabilirsiniz. Kendi şiirlerinizi eklemek için üye olmak zorundasınız. Abdullah (Evdile) Goran şiiri tarihinde sitemize eklenmiştir. Abdullah (Evdile) Goran şiiri sitemize gönderilmiş ve site yöneticileri tarafından egitimcisairler.com sitemize eklenmiştir. Gönderen kısmı belirtilmemiş şiir ve yazılar sitemizde alıntıdır. Abdullah (Evdile) Goran şiiri, Abdullah (Evdile) Goran şiiri oku, Abdullah (Evdile) Goran şiiri indir, Abdullah (Evdile) Goran şiiri sözleri, Abdullah (Evdile) Goran şiiri download



Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi