Facebook

Sitemize üye olup şiir ve yazılarınızı paylaşabilirsiniz. Hemen Ücretsiz Üye Olun!

Eğitimci Yazar ve Şairler (Eyaş), içmeden aşk sarhoşu olan ve gelecek nesillere benimde bir kaç kelamım var diyenlerin sitesi.

Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
On Güzel Almancı Şiiri Gurbetçilerimiz İçin Güzel Şiir
#1
GURBETÇİNİN DRAMI


Gezdim dolaştım gurbet elleri
Sıla hasreti çeken ne canlar gördüm
Çoğunun başında eser kavak yelleri
İçinde anılarla ne hanlar gördüm
 
Kimisi ana baba hasreti çeker
Kiminin çoluk çocuğu burnunda tüter
Kimisinin ocağında baykuşlar öter
Evi barkı talan olmuş ne kullar gördüm
 
Ne Türkçeyi tam bilir ne Flamancayı
Konuştuğu yarım yamalak Almancayı
İlimin irfanın dilidir Osmanlıcayı
Ne bilen ne öğrenen yavrular gördüm
 
Ekmek parası için çekmişler kahrını
Vermişler gençliğini harcamışlar dehrini 
Nankör milletler kusmak ister zehrini
Emeği sömüren barbarlar gördüm
 
Allah’ım o kullara zeval vermesin
Zalimlerin ilelebet yüzü gülmesin
Asil millete kalkan eller inmesin
Masumu katleden yamyamlar gördüm
 
Âşık Yusuf’un özü buna dayanmaz.
Burada çekenler ahirette yanmaz
Kul yanılır amma adli ilahi kanmaz
İntikamla dökülmüş ne kanlar gördüm 
 
Yusuf Oğuz




Kısa Bir Gurbet Şiiri
Vatan denilen duyguyu,
Şu gavur memlekette anladım...
Buralar çok güzel dedim.
Zaman geçtikçe yanıldım...

Vatan sevgisi bambaşka,
Benzemez hiç bir aşka,
Kurbanım bir karış toprağa,
Vatan canım sana feda...

Serhat Bulut




Almancılar 
Sarıldık umutlarımıza,
Düştük hoş bir edayla,
Almancı yolculuğuna.
 
Mal mülk biraz da para,
Cepleri doldurduk rüyada,
Bir kaç yıl sonunda yurda,
Dönecektik güya!
 
İple çektik bir nefeslik tatili,
Uykusuz geçirdik kilometreleri,
Dalga dalga kırmızı-beyaz gelini,
Görünce hasret gözlerimiz,
Çılgınca coştuk her birimiz!
 
Ayaklarımız bastığında toprağa,
Eğildik hürriyet kokan toprak anaya,
Öptük hasretle, sevdik doya doya,
Şükrettik defalarca Tanrı’ya,
Dualar ettik fedakar atalarımıza.
 
Çekmedinse dostum böylesine özlemi,
Deneyiver bir yol, yerimize koy kendini!


 
Türkiye'de Almancı, Avrupa'da Yabancı 

Avrupa'ya giden gitti 
Köyü, kenti hep terk etti 
Gurbetlik canına yetti 
 
Türkiye'de bir Almancı 
Avrupa'da hep yabancı 
 
Almanya'ya, Fransa'ya 
Belçika'ya, Hollanda'ya 
Yollar gitti, kimi yaya 
 
Türkiye'de bir Almancı 
Avrupa'da hep yabancı 
 
İnsan bizim insanımız 
Geçmişte kaldı anımız 
Hak yolunda var canımız 
 
Türkiye'de bir Almancı 
Avrupa'da hep yabancı 
 
Gurbet elde biliniyor 
Almancıdan alınıyor 
Nere varsa salınıyor 
 
Türkiye'de bir Almancı 
Avrupa'da hep yabancı 
 
Şevki der var bir ilacı 
Gurbet elde çeker acı 
Vatana dönmek amacı 
 
Türkiye'de bir Almancı 
Avrupa'da hep yabancı 
 
Şevki Çobanoğlu
 
HİCRET

I
Damlara bakan penceresinden
liman görünürdü
ve kilise çanları
durmadan çalardı bütün gün.
Tren sesi duyulurdu yatağından
arada bir
ve geceleri.
Bir de kız sevmeye başlamıştı
karşı apartmanda.
Böyle olduğu halde
bu şehri bırakıp
başka şehre gitti.
OVK
 
HİCRET

II
Şimdi kavak ağaçları görünüyor
penceresinden,
kanal boyunca.
Gündüzleri yağmur yağıyor,
ay doğuyor geceleri
ve pazar kuruluyor karşı meydanda.
Onıunsa daima;
yol mu, para mı, mektup mu;
bir düşündüğü var.
OVK
 
BİR İŞ VAR

Her gün bu kadar güzel güzel mi deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
bu eşya, bu pencere?
değil,
vallahi değil;
bir iş var bu işin içinde.  
Orhan Veli Kanık
 
Almancılar 

Íşçiler düştü yollara         
Yıl 1964,               
Tahta bavulları, kasketleriyle, 
Dağıldılar şahan görmüş serçe yavrusu gibi, 
Avrupa’nın dört bir yanına. 
Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda’ya. 
Buğulanmış gözlerinde umut, 
Yüreklerinde vatan özlemi, yuva hasreti 
Çalıştılar yıllarca hamal gibi, robot gibi, 
Bir somun ekmek, birkaç fazla “Mark” için. 
Plânları vardı hep kafalarında 
Üç, beş yıl sonra kazandıklarıyla geri dönmek için 
Lâkin, her akşam döndüklerinde pansiyonlarına 
Güneşin batıp, karanlığın kasveti üzerlerine çökünce, 
Koyun yavruları gibi birbirlerine sokuldular. 
Hüzünlendiler için için. 
Yürekleri yandı; ana, baba, çoluk çocuk özlemiyle, 
Karamsarlığa düştüler, yolunu şaşıranlar oldu 
Ama ezilmediler hiçbir zaman, bu horgörülmüşlüğün girdabında. 
Çalıştılar, çalıştılar; ha bugün, ha yarın döneriz diye. 
Gün geldi umutları ellerinden bir kuş gibi uçuverdi. 
Yetmedi kazandıkları. 
Çünkü sosyal güvenceleri yoktu anavatanlarında. 
Daha bir acı hazla, zevkle, ürpertiyle çalıştılar, 
Maden ocaklarında, motor fabrikalarında. 
Her zaman hakları yendi, hor görüldüler 
Yine de umutları sönmedi yüreklerinde. 
Kavruldular sıla hasretiyle 
Ufuktaki pembe umutları dağıldı, kasırga yemiş gibi 
Yetti artık bu bekârlık dediler. 
Bıçak kemiğe dayandı, için için yanmış bağırlarında, 
Çocuklarını, avratlarını getirdiler yanlarına 
Şimdi, dert bir iken beş oldu. 
Sorunlar çoğaldı, 
Ezildiler bu yükün altında, iki büklüm oldular, 
Ali'ler, Mehmet'ler, Hasan'lar, Fatma'lar. 
Çocukları doğdu, bu dili ayrı, dini ayrı memleketlerde, 
Gün geldi torunlarını sevmeye başladılar. 
Birinci, ikinci, üçüncü kuşak, 
Ama yine de umutları hiç bitmedi 
Ha bugün, ha yarın döneceğiz diye vatana. 
Bazıları uçağın kuyruğunda gitmeye başladı 
Bir çokları kök saldı buralarda. 
Olsun dediler; Türkiye’miz, can vatanımız, 
 
Bugün de aynı hasret, aynı umut, aynı özlem 
Vah ki vah benim tahta bavullu gurbetçilerim. 
Volendam / HOLLANDA
 
Mustafa Toga
 
Ben Almancı Değilim
ben küçükken düşmüşüz gurbetin yollarına, sene 1973 hayal meyal aklımda
kardeşim ali yeni doğmuş, minicik bir bebekti kundakta
ve ağlayışları, ağlayısları sanki isyandı zalim gurbet ocağına
babam bizden önce gitmiş almanyaya, iki sene sonra bizide aldırdı yanına
gözüm arkada kalmasın, etrafımda olsun çocuklarım dermiş anama
 
mercedeste işciydi babam, yüregi bileği kuvvetli delikanlı bir adam
benim gibi oda severdi hayal kurmayı, kendinden büyüktü belkide umutları
söz vermişti hepimize, kitabın üzerine yemin etmişti, alacaktı kırmızı mercedesi
kız gibi araba derdi babam, önce gıcır gıcır yıkycaksın, sonra bide pasta cila çekeceksin
atacaksın çocukları arkaya, koyacaksın ferdinin son kasetini
e tabi birazda açıcaksın teyibin sesini , sonra ver elini türkiye
 
zavallı annem, annem hep evdeydi korkardı sokağa çıkmaya
dil bilmem, yol bilmem der gece gündüz ağlardı
babamın iş dönüşleri bayramımız olurdu, daha o gelmeden soframız kurulurdu.
kokusu hala burnumda, buğusu gözümde, kaynayan çorbamızın
ah derdi anam yetmezdi.. sonra durur derin birde of cekerdi.
köyün tarhanası olacaktı bey, köyün ekmeği...
her sofrada gözleri dolardı, ve hasretle kabaran yüreği.
 
bi gün hepimize müjde verdi babam, bu bayram türkiyedeyiz dedi
içim içime sığmadı, sabaha kadar uyumadım
peki ya mercedes hani kırmızı arabayla gidecektik köye
şaşıracaktı herkez, katırcıların yusuf küçük dilini yutucaktı
şapkası ucucaktı muhtar eminin, bizim kamil bi zenginlemiş ki görme diyecekti salim ağaya
ağ yutkunucak, başını öne eğicekti
meraklı hüsniyenin ağzı bi karış açık kalicak, çatlıyacaktı hasetinden
nazlı bir gelin gibi köyün yollarında gezerken bizim araba,
köyün çocukları çığlık çığlığa koşucaktı peşimizden, vay be arabaya bak diyecekti bi tanesi
bütün köy, bütün köy bizi konuşacaktı, nazara geliriz vallahi demişti anam, kurşun döktürmeli
 
arabasız nasıl gideriz köye, annem önce ev istemiş, araba her zaman alınırda ev alınmazmış
ahirette iman, dünyada mekan derlermiş türkiyede, zavallı babam, herzamanki gibi fedakardı
umutlarını ertelemiş, en büyük düşünü birakmıştı zamana
annem ilk defa birşey istemişti ondan, geri çevirmedi, yere düşürmedi sözünü
annem mutlu, babam umutluydu, alıcaktı mercedesi, alıcaktı...
 
amcamın çocuklarına çikolatalar alıcaktı babam, dedeme gözlük, nineme çicekli pazen
muhtar marlboro ısmarlamış, kahvede kağıt oynarken tütürürmüş bazen
ne çok istiyorum köyüme kavuşmayı, bu kavuşma bitimi olacak acılarımın
yıllarca çektiğim sancılarımın keyifli intiharı
kimse ausländer demiyecekti bana, kimse yabanci
ve bethovenin 9. senfonisini çalmıyacaktı sokaktaki kemancı
frau bäckere ve herr müllere inat, türküler dinliycektik doyasıya
türküler dinliycektik, türküler
 
arife günü yollara düştük, trendeki herkezde talihsiz bir heyecan var
bense giderek dahada sabırsızlanıyorum, geçmiyordu dakikalar
kimbilir kaçıncı kez saati soruyordumki anneme, öfkeli bir ses böldü heycanımı
homurdanarak elindeki gazeteyi uzattı yaşlı bir amca
bu kadarda olmaz, yazıktır, ayıptır, günahtır dedi, neye kızmıştı acaba
gözüm büyük puntolarla yazılmış habere takıldı, ev fiyatları artacak, almancilar yollarda
bi anda gözleri doldu babamın, yumruğunu sıktı, ağlamadı, sustu, almancı ha almancı dedi yavaşca
yüreği kan kustu, sızladı burnunun direği, cız etti içi ve bir anda, bir anda ateşe vermek istedi tüm geçmişi
almanyada yabanci; türkiyede almanci
 
bi anda yaşlar boşaldı gözünden, biz kimdik, kendi vatanimizda bile yabancımıydık yani
ben almanci değilim amca, ben yabanci değilim; benimde ciğerim yanık, ezan sesine hasret yüreğim
benim hücrelerim türkü söyler, ağıt yakar gözlerim, sen görmesende kınalıdır ellerim
ve tenim, tenim memleket kokar alabildiğini, benide Bozlaklar ağlatır, yakar memleket şiirleri
hüzün benide soldurur, ve bu dert, bu dert beni iflah etmez, öldürür
ben almanci değilim, ben almanci değilim amca, ben yabancin değilim
vatanima varır varmaz, önce toprağı öpeceğim
ve yemin olsun ki doğduğum topraklarda öleceğim,
doğduğum topraklarda....
 
Şebnem Kısa Parmak







Gurbetçi öyküsü..



Gurbet ırgatları
 
Meil tutmuş bir ayazdaydık,
Bit Pazarı’nda akşama kalmış bir değersiz eşya,
Vedalara alışmış gönlümzde sancı eksik olmamıştı hiç,
Bir tren garında gene bir vedaya hazırlanmıştık,
Doğudan batıya,
Hep öyle olurdu bizm orlarda,
Kış oldumu göç başlardı batıya,
Gene yaş akacaktı gözlerden,
Yaşarmayan gözler ağlardı kendi içerisinde.
Analar bacılar ağlar canlarına,
Yavuklular ağlar sevdalarına,
 
Meil tutmuş akşamlarımız olacak gene,
Mesken bellediğimiz bize yabancı,şehir köşelerinde,
Sıvası çatlamış bacası tütmez,
Soğuk gurbet odalarında,
Bir bir Aşıyan özlemlerimizi yaşayacağız sinemizin içerisinde,
Omuz omuza direndiğimiz,
Arkadaşlarımızla bir tatlı sohbet olacak tek güzel hatıra,
Belki bir espiriden sonra güzel bir tebessüm kalacak,
Dost gönüllü arkadaşlarda,
 
Meil tuttuğumuz yalnızlıkları unutturacak anılar gelecek akla,
Beklerken sılanın yakınlaşmasınıda,
Bir hayal olacak yaşamaya ve direnmeye sebep,
Ovaları gelecek aklımıza memeleketimizin,
Köyleri,
Koşar adımlarla yürürken çocukluğumuz güzel yönleri gelecek aklımıza,
Hiç bir şeye üzülmeyen kanarken dirseği,
Üç dakka sonra gülen çocukluğumuz,
Yayalaları tütecek gözümüzde,
Uçsuz bucaksız yaylaları,
Gurbet ırgatlarının tek teselli,
O dağların denizlerin ardındaki,
Memleket’lerine kavuşa bilme umutları,
M,Kılıçel





Gurbetçiler için şiirler, Hollanda da, Fransa'da, Almanya'da, İngiltere'de kısaca yurt dışında yaşayan Türk Vatandaşlarımız için on güzel Gurbet halk ağzıyla almancı şiirlerini bir araya getirdik. Sanılmasın onlar yabancıdırlar onlar bizi Tüm Dünya'da Türk Milletini temsil eden nacizane vatandaşlarımızdır. Bu şiirleri özlem çeken gurbetçi kardeşlerimize gelsin.
BU KADAR AZ OKUYAN BİR MİLLET İÇİNDE YAZMAK, BAŞLI BAŞINA BİR DEVRİMDİR...
Ara
Cevapla



Konu Açıklaması

Şu anda On Güzel Almancı Şiiri Gurbetçilerimiz İçin Güzel Şiir şiirini inceliyorsunuz. On Güzel Almancı Şiiri Gurbetçilerimiz İçin Güzel Şiir şiirini sitemizden ücretsiz ve üye olmadan okuyabilirsiniz. Kendi şiirlerinizi eklemek için üye olmak zorundasınız. On Güzel Almancı Şiiri Gurbetçilerimiz İçin Güzel Şiir şiiri 12-03-2015, Saat: 13:59 tarihinde sitemize eklenmiştir. On Güzel Almancı Şiiri Gurbetçilerimiz İçin Güzel Şiir şiiri sitemize gönderilmiş ve site yöneticileri tarafından egitimcisairler.com sitemize eklenmiştir. Gönderen kısmı belirtilmemiş şiir ve yazılar sitemizde alıntıdır. On Güzel Almancı Şiiri Gurbetçilerimiz İçin Güzel Şiir şiiri, On Güzel Almancı Şiiri Gurbetçilerimiz İçin Güzel Şiir şiiri oku, On Güzel Almancı Şiiri Gurbetçilerimiz İçin Güzel Şiir şiiri indir, On Güzel Almancı Şiiri Gurbetçilerimiz İçin Güzel Şiir şiiri sözleri, On Güzel Almancı Şiiri Gurbetçilerimiz İçin Güzel Şiir şiiri download



Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Bir Gurbetçinin Şiiri admin 0 242 28-05-2016, Saat: 00:02
Son Yorum: admin
  Gurbet Şiiri Güller 0 365 12-03-2015, Saat: 13:59
Son Yorum: Güller

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi